Şifalı Bitkiler Sitesi

|Anasayfa|

Şifalı Bitkiler | Şifalı Meyveler | Şifalı Taşlar | Şifalı Yemek

Şifalı Bitkiler Ve Kullanım Alanları

Ayurveda Home Remedies
Türkiyede kullanılan Şifalı bitkiler ve Şifalı bitkilerle tedaviler hakkında bir çok makale okuyun. Şifalı Bitkiler kullanarak hayatınızda yeni sayfalar açın. Sağlıklı yaşayın. Sağlıklı yaşam, sağlıklı hayat hakkında bilgilere ulaşın
Discover Ayurveda

En son Eklenen Makaleler

Ayurvedic Food  Recipes

Şifalı Bitkilerle Yemek Tarifleri

Şifalı Bitkilere İp Uçları

şifalı bitkilerle zayıflama

Şifalı Bitkilerle Zayıflamak

Şifalı Bitkiler sayesinde zayıflamak aslında hiç te zor değildir. Doğru bilginin yanında yeterki biraz da iradeniz olsun. Aşağıdaki Başlıklar sizlere yeterli bilgiyi vermeyi vaadediyor.

Sarımsak Faydaları

SARIMSAK
Sarımsak yani Allium sativum, Alliaceae familyasına dahil olmakla birlikte allium cinsinden soğanlı bir şifalı bitki türüdür. Boyu 25 ile 100 cm yüksekliğindedir. Sarımsağın, yapraklarında, toprağın altındaki soğanında ve sap bölgelerinde kokulu bir yağ vardır. Doğada yabani ortamda yetişmeyen sarımsak, yıllık bir bitki olmakla birlikte tarih boyunca yıllardır kültür bitkisi olmuştur. Güneybatı Asya’da doğada yetişen sarımsak allium longicuspis türündendir.

En kaliteli sarımsaklar, germanyum ile selenyum açısından zengin topraklarda yetişirler. Genellikle insanlar sarımsağı farklı şekillerde telaffuz ederler. Türkiye’de Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde sarımsak üretimi yapılmaktadır. Raf ömrü oldukça uzun olan sarımsakların kokusu çok keskindir. Tadı yakıcıdır ve bu yüzden çiğ yenildiği zaman ağzı yakar. Taşköprü’de yetişen sarımsakların bir çoğu tıpta antibiyotik imalatının yapılabilmesi için ilaç fabrikalarına verilmektedir.

Sarımsağın şifaları, faydaları nelerdir?
Sarımsak son derece şifalı bir bitkidir. Her türlü hastalığa iyi gelir, önler ve tedavi eder. İster çiğ ister pişmiş istenilirse de yağ olarka tüketilebilinir. Doğal antibiyotik olarak hastalıklara faydalı gelen sarımsak en başta soğuk algınlığı ve gribe yarar sağlar. Yapılan bir araştırmada, kişiye 1 ay boyunca her gün sarımsak verilmiştir. Diğer kişi ise 1 ay boyunca hiç sarımsak tüketmemiştir. Yaşadıkları ortam ve karşılaştıkları koşulların aynı olmasına rağmen, sürekli sarımsak verilen hiç hasta olmazken, sarımsak verilmeyen kişi çok sık grip olmuştur. Buradan da anlaşılıyor ki sarımsak, gribe, soğuk algınlığına ve nezleye birebir gelen bir şifalı bitkidir.Her gün tüketilmesinde bir sakınca yoktur ancak düşük tansiyon hastaları, fazla tüketmemelidir.Özellikle çiğ yenildiği zaman tansiyon düşürücü etkisi yüzünden, düşük tansiyonlu insanlara sıkıntı yaratabilir.

Sarımsak kanı sulandırarak kan dolaşımının hızlanmasını sağlar. Bu özelliği sayesinde kalp krizi ve felç gibi ciddi rahatsızlıkları önlemiş olur. Aynı zamanda kanı sulandırdığı için, damar tıkanıklıklarına da iyi gelmektedir.

Sarımsak doğal antibiyotik olduğu için, kadınların çok sık yaşadığı vajinal mantar gibi vajinal hastalıkları da geçirir. Antibiyotik etkisi ile mantar enfeksiyonunu kurutarak hastalığın vücuttan atılmasını sağlar. Aynı şekilde vücutta oluşan herhangi bir enfeksiyonu da sarımsak sayesinde geçirebilirsiniz.

Sarımsak vücudun bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, antibiyotiklere benzer fakat antibiyotikler gibi kimyasal yollarla değil tamamen doğal yollar ile tedavi sağlar. Özellikle gözde çıkan arpacık gibi enfeksiyonal ve bakterisel hastalıkları geçirir ve tedavi eder.

Sarımsak kansere yakalanma riskini azaltan ciddi anlamda fayda sağlayan bir şifalı bitkidir. Yapılan araştırmaların sonucunda, hergün sarımsak tüketen kişilerde mide kanserine yakalanma riskinin azaldığı kanıtlanmıştır.

Sarımsağın diğer faydalarından bahsetmek gerekirse, bronşiti önlemesi, balgam ve idrar söktürücü özelliğinin olması ve iştah açması da onu faydalı kılar.

Sarımsak, saç kıran olan yere sürüldüğü zaman, tekrardan saç çıkmasını sağlar. Yani cilt ve saç problemlerini de önler.

Sarımsak gerek çiğ olarak yoğurt ile birlikte ya da direkt olarak yenilebilir. Bunun dışında pişmiş sarımsak hemen hemen her yemeğin içinde vardır. Yemeklere gerek lezzet gerek baharat katma özelliğinin yanı sıra faydaları sayesinde de hastalıklardan korur. Yan etkileri olmamasına rağmen sadece düşük tansiyonlu kişilerin fazla tüketim yapmamaları önerilir çünkü sarımsağın tansiyon düşürücü etkisi vardır. Bunun dışında dövülerek yağ haline getirip şurup gibi içilebilir, yemeklerin içine katılabilir, ya da yoğurt ile karıştırılıp bir çok yemeğe sos olarak kullanılabilir. Çiğ olarak tüketmek de son derece yararlıdır.

Etiketler: , , ,

Elma Yağı

ELMA YAĞININ FAYDALARI
Elma yağına hemen hemen tüm aktarlardan ulaşabilirsiniz. Tıbbi tedavide oldukça faydalı bir şifalı bitki olan elma yağı, öncelikli olarak sinirleri yatıştırarak kişiyi stresten arındırır. Elma yağının bir diğer ismi de, anadolu çayıdır. Yaprak ve çiçek bulunan dallarından su buharı distilasyonu elde edilmektedir. Aynı zamanda uçucu bir yağdır. Genelde elma yağı renksiz ya da sarımtrak bir renktedir. Kendine has bir kokusu bulunmakla birlikte yakıcı bir tadı vardır. % 60 ı sineoldür.

Faydalarından bahsetmek gerekirse, öncelikle idrar söktürücü olduğunu söyleyebiliriz. Elma yağı aynı zamanda terlemeyi önler ve kötü kokmaya engel olur. Bebeklerdeki gaz problemlerini hafifleterek rahatlık sağlar. Elma yağı, sindirim sistemini düzenler, midedeki gazları giderir ve kişiyi rahatlatır. Elma yağı, cilde iyi gelen bir şifalı bitkidir. Sivilceli ciltlere sahip insanlar elma yağı kullanarak sivilcelerinden kurtulabilirler. Solunum yolu hastalıklarına da iyi gelmektedir. Astım, bronşit gibi rahatsızlıklara iyi gelmektedir. Aynı zamanda elma yağı, adet dönemindeki bayanlara rahatlama sağlar, adeti düzenler ve sancıları önler. Soğuk algınlığı, grip ve nezle gibi rahatsızlıklara iyi gelen elma yağı, boğaz ve burun hastalıkları için de antiseptik etki sağlar. Elma yağı, saçlara da iyi gelmektedir. Saçları yumuşatır ve parlaklaştırır. Böylece daha sağlıklı ve güzel görünümlü saçlara sahip oluruz. Haricen kullanıldığı zaman yaraları iyileştirici özelliğindedir. Karın ağrılarına iyi gelen elma yağı, gaz söktürücüdür. Kuru ve çatlak ciltler için oldukça etkilidir. Romatizmal ağrılar için kuvvet verir ve uyarıcı etkilerinden kurtarır.

ELMA YAĞI NELERE İYİ GELİR? 

  • Adeti düzene sokar.
  • Gaz söktürür.
  • Boğaz hastalıklarına iyi gelir.
  • Solunum yolu hastalıkları için faydalıdır.
  • Saçlara ve cilde iyi gelir.
  • Sivilceleri giderir.
  • Bebeklerdeki gaz problemini çözer.
  • Kuvvet verir.
  • Romatizma ağrılarına iyi gelir.
Etiketler: , , ,

Zencefilin Faydaları

ZENCEFİLİN FAYDALARI
Botanikteki adı Zingibar officinale olan zencefil, uzakdoğu ülkelerinde yetiştirilen bir kültür bitkisidir. Zencefil ana vatanı tropik ülkeler olan toprak altında rizom dediğimiz sürünücü bir gövdeye sahip bitkilerdir. Bitkinin kullanılan kısımları bu rizomlardır. Bunlar kurutulmuş halde veya taze halde de yurda getirilir ve kullanılabilir. Zencefilin biraz batıcı ve keskin bir lezzeti vardır. Zencefilin iki  önemli özelliği var. Biri ana vatanı olarak kabul ettiğimiz tropik bölgelerde çok farklı şekillerde kullanılmasıdır. Anavatanında  hemen hemen her rahatsızlığın giderilmesinde zencefil kullanılır. Ama bizim ülkemizde daha ziyade vücudu ısıtmak ve sindirim bozukluklarını gidermek için kullanılmaktadır. Bunun için kuru olan rizomlar da kullanılabilir, sulu olan rizomlar da kullanılabilir. Örneğin soğuk algınlığında kuru veya taze olan rizomlardan iki dilim alınarak demlenir. Demlendikten sonra süzülerek içilebilir. Keskin, batıcı tadın önüne geçmek için bal ile tatlandırabilirsiniz. Bu şekilde gayet etkili bir soğuk algınlığı ilacı elde etmiş olursunuz. Eğer taze elde etmek istiyorsanız zencefili mutfakta toprakta da yetiştirilebilir. Bu şekilde istediğiniz zaman elinizin ulaşabileceği yerde elde etmiş olursunuz. Yaklaşık olarak ektikten sonra 15 gün içerisinde ektiğiniz zencefil iki misli boyuna erişir. Gerektikçe topraktan çıkartıp uç kısmını dilimleyip tekrar toprağa dikebilirsiniz.

BESİN ÖĞELERİ
Zencefil içerisinde üç tane esas etken madde bulunmaktadır. Bunlar zingiberol, gingerol ve shogol. Bu maddeler zencefilin şifa olmasının altında yatan ana maddelerdir. Taze zencefil kuru zencefile oranla daha zengin bileşime sahiptir. Taze zencefilde kalsiyum, fosfor, demir, B ve C vitamini mevcuttur.

ZENCEFİLİN KULLANIM ALANLARI
Zencefil genellikle çayı yapılarak, yemeklere katılarak ya da börek ve keklere tat katmak için kullanılabilmektedir. Ne şekilde kullanılırsa kullanılsın zencefil sağlayacağı faydalardan ödün vermemektedir. 

  • Uyarıcı ve gaz söktürücü özelliği vardır.
  • Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Kabızlığa iyi gelir.
  • Her türlü bulantıya karşı başarılı sonuçlar vermektedir.
  • İdrar sökücü özelliği sayesinde vücuttaki toksinleri uzaklaştırır.
  • Kanın vücuda kolaylıkla dağılmasını sağlar. Kanı sulandırır. Bu nedenlerde kanın ulaşamadığı durumlar olan donma ve ısınmayan organların ısınmasında faydalıdır. Kısacası ısıtıcı özelliği bulunmaktadır.
  • Soğuk algınlığı ve gripte vücuda desktek verir.
  • Astım ve öksürüğe karşı faydalıdır. Balgamı söker.
  • Beyni canlandırır, hafızayı açar.
  • Zencefil içerisindeki bir etken madde ile romatizmal hastalıklarda ağrının azaltılmasına ve iyileşmesine katkıda bulunur.
  • Zencefil aynı zamanda güçlü bir afrodizyaktır.
  • Kan dolaşımını artırdığı için baş ağrılarında destek verici olarak kullanılabilir.
  • Yumurtalık kanseri ve korektal kanser türlerinde hekim önerisi olarak kullanılmaktadır. Kanser oluşumunu ve oluşmuşsa önlenmesini sağlamaktadır.
  • Vücuttan iltihabın atılmasına yardımcı olur.
  • Uyku sorunları olanlar için birebirdir.
  • Zencefil, kalp kaslarının kuvvetlenmesine neden olur.
  • Araştırmalar,  karaciğer ve kandaki kolesterol seviyesini düşürdüğünü bildirmektedir.

ÖNEMLİ NOT: Zencefilin bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Sadece günde 4 gramdan fazla alınmamalıdır. Bebeklere verilmemelidir. Çocuklarda kullanım yetişkinlerin üçte biri kadar olmalıdır.

Etiketler: ,

Böbrek Taşı

BÖBREK TAŞI
Böbrek taşı rahatsızlığı böbrek veya idrar yolarındaki bir rahatsızlık neticesinde idrar içinde erimiş halde bulunan kristallerin çökerek taşlaşmasıyla oluşan bir rahatsızlıktır. Normalde idrar içinde birçok madde kristali mevcuttur.
Bu kristaller idrar yolarındaki ve böbrekteki rahatsızlığa bağlı olarak çökme ve birleşme eğilimi gösterirler.

İşte birleşerek, katılaşan kütlelere böbrek taşı diyoruz.

Böbrek taşı idrar yolarına geçtiği zaman ağrı ortaya çıkar. İdrarda kan görülmesi ile böbreklerde taş olduğu kesinlik kazanır. Taşın idrar yolarından geçerek idrar torbasına düşmesinden sonra hasta dayanılmaz ağrılar hisseder.

Böbrek taşının kesin tanısı röntgen ve idrar tahlili ile teşhis edilir.

Böbrek taşı tedavisi;

Böbrek taşlarının düşürülmesiyle ağrılar giderilecektir. Son yıllarda ultrason dalgalarıyla ve lazerle böbrek taşları parçalanmakta idrar torbasına inmesi sağlanmaktadır.
Kaplıca kürlerinin de böbrek taşlarının düşürülmesinde etkisi vardır.
Ağrı kesiciler, iltihap kurutucular hastanın kendisini iyi hissetmesini sağlar.
Hastaya bol su içirmek, tuz ve kalsiyum oranı düşük bir diyet uygulamak gerekir.
Böbrek taşının düşürülmesinde ameliyat son çare olmalı, özellikle yaşlılarda ve kalp yetmezliği olanlarda ameliyattan kaçınılmalıdır.

Şu da belirtilmeli ki önemli olan taşları düşürmekle birlikte hastalığın asıl sebeplerinin teşhis edilmesi ve tedavi yoluna gidilmesidir. 

Etiketler: , , , , , ,

Siğil

SİĞİL
Birçoğumuzun vücudunun herhangi bir yerinde bir anda siğil oluşumu gözlenebilir. Siğillerin çoğu zararsız olup, yaptığı görüntü kirliliğinden ötürü kişiyi huzursuz etmektedir. Daha çok çocuklarda, yetişkinlere göre daha sıklıkla görülmektedir. En çok ise 10-20 yaşları arasında görülmesi yaygındır.

Siğil hastalığı, insan papilloma virüsü (HPV) adı verilen virüs ailesindeki bir virüsün neden olduğu bir cilt enfeksiyonudur. Siğiller, vücudun herhangi bir alanını etkiler, daha çok el ve ayak gibi daha çok kullanılan organlarda meydana gelir. Bu organlarda meydana gelen çizikler, harabiyet ya da kesikler sonucu oluşabilir. Siğil virüsü sıcak ve nemli yerlerde konuşlanmak için daha fazla eğilim gösterirler.

Siğiller bombeli bir yapıya sahip olup, bu bombeleşme büyüdükçe siğil çatlama özelliği gösterir. Genelde ağrısız seyreden ve nüks edebilen bir cilt hastalığıdır. Siğil, her şeye dokunma eğiliminde olan çocuklarda daha sıklıkla görülür. Başka birisinin havlusunun kullanılması ya da çok fazla yüzeye dokunmaları çocuklarda görülme ihtimalini artırır. Yetişkinlerde ise sinir, sıkıntı, stres ve depresyon bağışıklık sistemini zayıflattığı için siğil oluşumuna zemin hazırlar. Siğillerin birçok türü bulunabilmektedir.

Yaygın Siğiller

Genellikle parmaklar, eller, dizler ve dirsekler bulunmaktadırlar. Hepsinin ortak özelliği grimsi kahverengi biçimli küçük ve vurulduğunda sert bir yapıya sahip olmasıdır. Çoğusu, içinde siyah noktalar barındırmakta ve bir karnabahar başı gibi görünmektedirler. Yaygın siğiller,  bulaşıcı olduğu kabul edilmekle birlikte, virüs ailesinin sadece bir üyesi neden olmaktadır. Genellikle yaygın olmadan vücudun el veya ayak gibi sadece bir kısmını etkilerler. Acı vermemekle birlikte itici bir görüntü verirler.

Düz Siğiller

Bu türü öncekine göre daha yumuşaktırlar, bir toplu iğne başı büyüklüğünde olan uçları ise düzdür. Düz siğiller, açık kahverengi, pembe veya sarı olabilir. Düz siğiller sıklıkla çocukların yüzlerinde çıkmakta, fakat aynı zamanda kollar, diz, ellerde ya da vücudun diğer bölgelerinde kümeler halinde görülebilir.

Plantal Siğil(ayak siğili)

Daha çok ayak tabanında görülürler. Kişiyi küçük küçük taşlar üzerinde yürüyormuş gibi rahatsız edici özelliği vardır.

Filiform Siğiller

Genellikle deri rengindedirler ve bir tek uzun sap ya da parmak gibi görünürler. Sık sık ağız, göz, burun veya etrafında büyür. Bazen siğiller, cinsel yolla da bulaşarak genital bölgelerde görülebilir.

SİĞİL TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Her şeyden önce, siğil tedavisi sabır gerektirir. Siğiller, ortaya çıkabilir ve tedavi gerektirmeden kendi kendine bir neden olmadan kaybolabilir. Bazı siğillerin ana siğilden kaynaklanan yakın dalları ya da filizleri olmayabilir. Bazıları acı verebilir, bazıları vermez.
Siğil tedavisinde siğilin çeşidine göre tedaviler uygulanabilmektedir. Tüm tedavi yöntemlerinde genellikle, başarılı sonuç alabilmek için haftalar, aylar ya da daha uzun süre gerekebilir.
Yaygın olan siğillerde -tabi ki cinsel organ siğilleri hariç- tedavi uzun sürmektedir. Yaygın siğillerin tedavisi salisilik asit içeren ürünlerin kullanımına dayalı olmuştur. Buna ilaveten siğil için dondurucu aerosoller de kullanılabilmektedir.

Salisilik asit preparatları içeriğindeki keratolitik ilaçlar sayesinde siğil üzerindeki kalın tabakanın çoğunu oluşturan protein(keratin) tabakayı eritir. Salisilik asit uygulaması deride yanma ve kızarıklık oluşturabilir. Fakat sonuçta enfeksiyon yada yara izine neden olmaz. Hassas bölgelerde uygulamak büyük ihtimalle iyi olmayacaktır. Bunun yanında süregelen deri iltihabı olanlar ve şeker hastalarında derinin iyileşme güçlüğünden dolayı tavsiye edilmemektedir. Küçük boyuttan büyük boyuta kadar her türlü uygulama için tasarlanmıştır.

Dondurma yöntemleri(aerosol) ise ilaç sprey şeklindedir. – 57 derecedeki bir sıcaklıkta siğiller donmaktadır. Bu dondurucu sprey dermatologlar tarafından -196 derecedeki sıvı nitrojen karıştırılır. Uygulama sonrası siğil ve siğili çevreleyen ölü deri kendisi düşmektedir. Reçetesiz satılan dondurma ürünleri sadece güvenli paket talimatlarına göre dikkatli bir şekilde kullanılmalıdır.
Siğil tedavisinde kullanılan bir diğer metot ise “koli bandı” dır. Koli bandı ile siğillerin boğularak yok edilebileceği iddia edilmektedir. Fakat bu tedavi çalışmasının kullanımı zordur. Çünkü bant her zaman yerinde bırakılmalı ve haftada sadece birkaç saat kaldırılmalıdır. Bant ise çoğu zaman düşerek problem oluşturmaktadır.

Bazen siğilleri önemsemeyerek ya da görmezden gelerek, stres, sıkıntı yapmadan ve psikolojinizi bozmadan da giderebilirsiniz.

Lazer tedavisi da siğilleri yok etmek için kullanılan yöntemler arasında yer almaktadır. Genellikle pulse dye lazer veya karbon dioksit (CO2) lazer ile yapılmaktadır. Pulse dye lazerler daha fazla yara izi bırakmadan iyileşirler muhtemel yıkıcı vardır. CO2 lazer buharlaştırma ile doku ve deriyi imha ederek çalışır. Her iki lazer tedavileri de pahalı ve ağrılı olabilir. Pulse dye lazer için bilinçli sedasyon gerekirken CO2 lazer tedavisi için lokal anestezi gerekmektedir.

Kızılötesi koagülatör ile de siğil tedavisi yapılabilmektedir. Kızılötesi, lazer gibi küçük bir ışın yoğun bir ışık kaynağıdır. Lazer tedavisi ile aynı prensibi esas alarak çalışır ve daha az pahalıdır. Lazer gibi ağrı, kabarma ve yara izine neden olabilir.

SİĞİL İÇİN BİTKİSEL TEDAVİ

Siğillerden kurtulmak için aşağıdaki bitkisel çözümleri deneyebilirsiniz.

  • İncir ağacı dalı kırıldığı zaman kırık yeden ortaya çıkan süt, siğil üzerine sürülerek 1 hafta devam edilir. Tedaviye siğil yok olana kadar devam edilir. Bu sütün deri ile temasını engelleyiniz.
  • 3-4 adet söğüt yaprağını iyice döverek, tercihen elma sirkesi ile karıştırarak siğillerinize sürebilirsiniz.
  • Siğil tedavisinde bir diğer bitkisel çözüm sarımsak’tır. Bir diş sarımsak siğilin üzerine konur. Üzeri bir bez ile –yara bandı kullanılabilir- sarılır. Her gün yeni bir diş sarımsak koyun. Siğillerinizin küçülerek kaybolduğunu göreceksiniz.
  • Taze sütleğen adlı bitkinin yaprağından çıkan beyazımsı süte benzer sıvı kullanılır. Bu süt siğillerin üzerlerine damlatılır. Bu küre, 1 hafta kadar devam edilir. Hafta içinde 3-4 defa tekrar edilir. Bu kür sadece el parmaklarındaki ve ayak tabanlarındaki siğiller için etkili olmaktadır.

SAĞLICAKLA KALINIZ

Etiketler: , , , , , ,

Kategoriden Diğer Başlıklar

Bacak Uyuşmaları | Bel Ağrısı | Karın, Kalça ve Basen Eriten Diyet | Ender Saraç’tan İştah Kesen Formüller | Elma Sirkesi İle Zayıflayın | Doğru Diyet Seçimi Nasıl Olmalıdır | Şifalı Meyveler | Kalbe İyi Gelen Bitkiler | Sarımsak Faydaları | Elma Yağı | Trigliserid | Zatürre | Keten Tohumu | Vertigo | Kadınlarda Akıntı | Tansiyon Düşüklüğü | Migren | Mide Yanması | Mide Ağrısı | Karın Ağrısı | Kalp Çarpıntısı | Güneş Yanığı | Güneş Çarpması | Göz Ağrısı | Epilepsi Nedir | Böbrek Taşı Belirtileri | Epilepsi | Diz Ağrısı Nedenleri | Boşaltım Sistemi Nedir? | Böbrek Ağrısı Nedenleri |

Şifalı Bitkiler |

Sitemizin 'Ahmet MARANKİ' Tescilli markasıyla hiç bir ilgisi yoktur. Sitemizde geçen 'Ahmet Maranki' ibaresi anılan bilginin sahibini işaret eder. Kişisel hakları gasp niteliği taşıyan içerikler sitemiz adminleri tarafından ivedilikle silinecektir. Kişisel haklarınızı ihlal ettiğini düşündüğünüz içeriği, içerik altındaki yorum kısmından bize bildirebilirsiniz. Maranki.net

Copyright © 2007-2011 Redox İnt. Hzmtl. FlashMax All rights reserved.Tasarım:FMX